1994 Yılında yayınlanan The Importance of Early Learning (Erken Öğrenmenin Önemi) adlı raporun yazarı Sir Christopher Ball’a göre, çocuklara sağlanan okul öncesi eğitimin türünden çok, iyi kaliteye ilişkin prensipler ve iyi bir uygulama önemlidir...
Kaliteyi getirecek sağlam prensipler ortaya konup,uygulamalar bunlara uygun olarak yapılırsa doğru sonuca ulaşabilir.Sir Ball’ın kendi ülkesi olan İngiltere için öngördüğü bu prensipler, aslında okul öncesi eğitimin öncüleri olan Montessori, Froebel ve Steiner’in de ortak görüşleridir.Hatta daha da geniş açıdan bakarsak, eğitimin tarihsel gelişimi içinde Sokrates, Plato,Aristo,Quintilianus, Konfiçyüs, İbni Sina, Farabi, Comenious, Dewey ve Piaget
‘e kadar pek çok düşünür benzer veya yakın görüşleri değişik şekilde de olsa çocuk eğitimi ile ilgili olarak dile getirmişlerdir.Ancak konu 0-6 yaş gibi son derece özel bir dönemin eğitimi olduğu için burada konuya çeşitli düşünürlerin eğitimle ilgili genel görüşleri açısından değil,alanın öncülerinin görüşlerini ele alarak bakmak daha doğru olur konusundayız. Bu nedenle okul öncesi eğitimin temel ilkeleri Tina Bruce ve Sir Christopher Ball’ın görüşleri esas alınarak,ama kendi ülkemiz açısından önemli olanlar da eklenerek verilmeye çalışılmıştır.
OKUL ÖNCESİ DÖNEM İNSAN HAYATININ TEMELİDİR
Okul öncesi dönem,insan hayatının diğer dönemlerinin temelini oluşturan bir dönemdir.Ancak bu dönem yalnızca gençlik ve olgunluğa hazırlık olarak değil, kendi başına da önemlidir. “Çocukluk,sadece yaşamın yetişkinliğe hazırlayan bir dönemi olarak değil, kendi başına önemli bir dönem olarak algılanmalıdır. Bu bakış açısı ile eğitim, sadece gelecek için bir hazırlık olmaktan öte şimdiki zaman için de gerçekleştirilen bir süreçtir.Zira yaşamın her döneminde,insanlık o dönemde yerine getirmesi gereken görev ve sorumlulukları vardır. Her yaşta insanın kendi yanlış ve doğrularını bizzat yaşayarak öğrenmesi son derece önemlidir.Zamanında yaşanmayanların en az yaşanmışlar kadar sonraki dönemde problemler halinde ortaya çıkması çok büyük olasılıktır.Adalet,umut,nezaket,sevinç,barış gibi temel ruhsal özellikler çocukların da en az yetişkinler kadar sahip olması gereken özelliklerdir.Şiddet, yaşanmamış bir hayatın,suçluluk ise tatmin edilmemiş bir yaşamın sonucudur.” Öyleyse, insan hayatının her döneminin olduğu kadar okul öncesi dönemin de en iyi şekilde uygun yaşantılarla geçirilmesi son derece önemlidir.Bu dönemde çocuğa sağlanacak yaşantıların türü ve kalitesi,yetişkinin ona verebileceği imkanların zenginliğine bağlıdır.
ÖZEL ALICI DÖNEMLER VE ÇOCUĞU TANIMA
İnsan gelişiminin belirli aşamalarında özel alıcı dönemler vardır, bunların bilinmesi ve çocuğun yeteneklerine uygun des¬teğin sağlanması ancak çocuğu tanımakla mümkündür. Aynı yaş grubundaki çocuklar benzer davranışları farklı zamanlarda (hazır oldukları zaman) gösterdikleri gibi, insanlar öğrenme hız¬ları yönünden de farklılık gösterirler. Kimileri hızlı, kimileri da¬ha yavaş, ama hazır oldukları zaman öğrenirler. Bu becerilere hazır olmadıkları halde onları zorlamak yanlıştır. Öğrenme ol¬gunluğu (kesin bir evre olmaktan çok bir süreç olarak algılan¬malıdır) prensibinin geniş bir uygulama alanı vardır. Bu konuda¬ki çeşitli tartışmalar, bu gelişmenin okul öncesi dönemden çok daha sonralara doğru genişletilebileceğini göstermektedir.
Herhangi bir yeni öğrenme için hazır olduğu noktadan başla¬yan çocuk yeni öğrenmelere güvenle yaklaşır. Hiç bilmediği, ha¬zır da olmadığı bir konuda öğrenme, çocuğun çok kere isteksiz, hatta kuşku ile yaklaştığı bir durum olabilir. Zira bilinmeyen yal¬nız çocukta değil, ama yetişkinlerde de kaygı doğurur. Kaygı ise öğrenmeyi olumsuz yönde etkileyen bir faktördür. Bu nedenle okul öncesi dönemdeki öğrenmelerde, çocukların ilgi duydukla¬rı, soru sordukları, kısaca hazır olduklarının işaretini verdikleri konulardan başlamak son derece olumlu bir yaklaşımdır.
ÇOCUĞUN İHTİYAÇLARINA DUYARLILIK
Okul öncesi çocuğun yaşamında temel ihtiyaçlar öncelikleri de belirler. Yaşamın ilk aylarında bu ihtiyaçlar içinde en önem¬lileri beslenme, temizlik ve uyku gibi temel yaşamsal ihtiyaçlar¬dır. Bunların anında ve gereği gibi karşılanması son derece önemlidir. çocuğun bu temel ihtiyaçlarının karşılanması sırasındaki yetişkin tavrı, onun dünyaya bakışını, insanlara karşı güven veya güvensizliğinin de temelini oluşturur. Okul öncesi dönemde çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması son derece önemlidir. Bu, bir anlamda yetişkinin onu bir birey olarak kabul etmesine bağlıdır. çocuğu bağımsız bir insan, bir birey olarak kabul eden yetişkin, onun ihtiyaçlarını anlamaya ve bunları en uygun şekilde karşılamaya da özen gösterir.İhtiyaçlarının karşılandığı bir ortamda çocuk da kendi benliğinin farkına daha kolaylıkla varabilir. İhtiyaçları fark etmek, onu bir birey olarak kabul etmek aynı zamanda saygıyı da içerir. Yetişkinin kendisine saygı duyduğu ortamda çocuk da hem kendine hem de başkalarına saygı duymayı daha kolaylıkla öğrenir. Kendisini tanımasına, hatalarını düzeltmesine hoşgörü ve duyarlılıkla imkan veren bir aile ve okulortamı, çocuğun benlik algısını da olumlu yönde etkileyecektir. Evde ve okulda çocuğun ihtiyaçlarına cevap veremeyen bir eğitim anlayışı ve program içeriğinirı yarardan çok zarar vereceği daima hatırda tutulmalıdır.Çocukların olumlu, güzel durumlarda ortaya çıkan iç yaşan¬tısına dikkat edilmelidir. Sevirıç duygusu çocuğun daha iyi geliş¬mesine, kendini daha iyi algılamasına neden olur. Bu yüzden çocuğun yaşamını kınklıkla değil, sevinç duyabileceği şartlarda sürdürmesinin sağlanması, onun hareketlerinin sonuçlarından elem değil, mutluluk duyması önemlidir. Öfke, kızgınlık, nefret gibi olumsuz duyguların çocuk tarafından sıkça yaşanması, onun kendine güvenini, çevreye güvenini sarsmanın ötesinde, başka insanlar, hatta kendisi için iyi duygular beslemesirıe de engel olur. Bunun içirı de yetişkinin gereksiz müdahale ve çatışmalar yaratacak davranışlardan olabildiğince kaçınması gereklidir.
EĞITIM ÇOCUĞUN BÜTÜNLÜĞÜNÜ GÖZETMELI
Çocuğun bütünlüğü önemlidir. Ona verilecek eğitiınde sağ lık, fiziksel ve zihinsel gelişme kadar duygularının, düşünceleri¬nin ve manevi yönünün gelişmesine de özen göstermek gerekir. Özellikle bu dönemde gelişimin her yüzü gelişimin diğer yüzle¬ri ile çok yakından ilişkilidir ve birbirini etkileyici niteliktedir. Bu dönemde evdeki ve okuldaki eğitim programlarının çocuğun bütün bu özelliklerini dengeli bir şekilde ve bütün olarak geliş¬tinneye çalışması önemlidir. Programlar planlanırken; çocuk gelişiminin bu çok yönlü ve birbiriyle ilişkili özelliğinden yola çıkarak estetik, yaratıcı, olumlu sosyal ilişkiler içeren, dil, mate¬matik, beden gelişimini destekleyen, bilim ve teknolojiyi içeren, ahlaki ve manevi kavram ve değerleri kazanabileceği çeşitli etkinliklerin yer almasına özen gösterilmelidir. İnsanın tek yönlü geliştirilmesinin onun doğal yapısına ne kadar ters olduğu hiçbir zaman gözden kaçırılmamalıdır. Çok yönlü gelişme, gele¬cekte geniş bir dünya görüşünün de temelidir.
AKTIF KATILIM VE İLGI
Okul öncesi çocuğun en belirgin özelliklerinden biri meraklı ve aktif bir araştırıcı olmasıdır. O, izleyen biri olmaktan çok, olayların içinde olmaktan ve etrafındaki nesneleri ellemekten hoşlanır. Onun bu özelliği okul öncesi eğitimin temel ilkelerin¬den biri olan aktif katılımın gerekçesini oluşturur. Bu dönemde ona bir şeyi yalnızca anlatmak yerine katılımına da izin vermek çok daha eğitici bir tavırdır. Bu tavrın evde anne tarafından ol¬duğu kadar, okulda öğretmen tarafından da benimsenmesi son derece önemlidir. Çocuğun doğal merak duygusunu geliştirebil¬mek, ondaki yaratıcılığı desteklemek açısından böyle bir tavır son derece önemlidir. Ayrıca çocuğun kendisini, içinde yaşadığı dünyayı ve yaşadığı olayları anlayabilmesi için yalnızca onları izlemesi değil, bizzat yaşaması ve denemesi de gerekir. Bu yol¬la çocuk hem olayların nedenlerinin hem de kendi gücünün ve zayıflıklarının farkına varır. Aktif katılım yetişkinin de çocuğu tanımasına, ona kendini geliştirebilmesi için yardımcı olabilme¬sine fırsat verir.Yetişkinin rehberliği ve koruyuculuğunda ger¬çekleşen aktif katılım, çocukta özgüveni de pekiştiren bir eğitim yaklaşımıdır.Burada çocuğun yapabileceğine kendisine ve çev¬resine zarar vermediği ölçüde imkan veren ve yardım istediğin¬de bu yardımı koşulsuz sağlayan bir yetişkin tutumu, çocuğun gereksiz taleplerini kontrol etmeyi başarmasına da büyük ölçü¬de yardımcı olacaktır.
Çocuklar faaliyetlere aktif olarak katıldıkları ve ilgi duyduk¬ları zaman daha iyi öğrenirler. Motivasyon öğrenmenin ön şart¬larından biridir.Anne baba ve öğretmenin görevi ilgi uyandır¬maktır.Çocukta yeni konular için merak uyandırmak; onun so¬rularını desteklemek, ona ilgi duyabileceği yeni konularla ilgili ön bilgi vermek ve onun hayal gücünü desteklemekle olabilir.Unutulmamalıdır ki, hangi yaşta olursa olsun bir konunun öğre¬inilmesi öncelikle o konuyu öğrenmek için kişideki isteğe bağlı¬dır.En iyi öğretmen bile isteksiz öğrenciye öğretmekte güçlük çeker.Ama iyi öğretici olmanın temel şartlarından biri de öğren¬ciye ilgi duyduğu konuda destek vermek olduğu kadar, bilmedi¬ği konularda da öğrenme isteği uyandıracak şekilde onun ilgisi¬ni çekebilmektir.Çevresiyle son derece ilgili olan ve çok yoğun bir merak ve öğrenme isteği içinde bulunan okul öncesi çocuk¬ta bu ilgiyi uyandırmak aslında yetişkin için sanıldığı kadar da zor değildir.Çocuğa ilgi duyduğu konuda öğretmek çocuğun il-gi duyabileceği konuları tanımak, kısacası onunla birlikte öğren¬mek için zaman ayırmak gereklidir.Birçok yetişkin, kendisi öğ¬renmeye istekli olmadığı için, çocuğun öğrenme ihtiyacını anla¬makta ve bunu karşılamakta güçlük çeker.
YETENEKLERIN DESTEKLENMESI
Yetenek insanlar arasında farklı şekilde dağıtılmıştır, fakat hiç yeteneği olmayan da yoktur.Bu yetenekleri insana daha ge niş çaplı bir öğrenme için başlangıç noktası oluşturur.Bu görüş açısından baktığımız zaman, tüm çocukların desteklenmeye değer özellikleri bulunduğunu kabul etmemiz gerekir.Buna gö¬re ise her çocuk kendi özelliklerine uygun olarak anne baba, ye¬tişkinler ve onlar tarafından hazırlanacak ilgi ve yeteneklerine uygun çevre koşulları ile kendi hızına uygun olarak desteklen¬melidir.Çocuğa uygunluk ilkesi aynı zamanda onun olumlu ben algısını kazanması için de son derece önemli bir etkendir.
HER ŞEYDEN ÖĞRENME
Küçük çocuklar, yaşadıklarından ve etraflarında olan her şeyden öğrenirler.Farklı yaşantılar arasında ilişki kurmayı bece¬rebilmek bir yönü ile zihinsel olgunlaşmaya, bir yönü ile de ve¬rilecek eğitime bağlıdır.Bu dönemde çocuğa sağlanabilecek zengin yaşantılar, dil ve davranış örnekleri onun gelişmesini olumlu yönde etkiler.Geziler, hikaye ve masallar, gözlem yapa¬bileceği, soru sorabileceği ortamlar, yetişkinler ve oyun arka¬daşları gelişim için son derece değerlidir.
ÖĞRENMELER ARASINDA İLIŞKI KURMA
Çocuk okul öncesinde tüm yaşantılarını adeta birbiri üzerine koyarak biriktirir, bunlar arasında ilişki kurmayı başarır. Bunun başarılabilmesi, bir yandan olgunlaşmaya bir yandan da verile¬cek eğitime bağlıdır. Burada yetişkinin öğrenilen konular arasın¬daki ilişkilere yönelik olarak vereceği destek çok önemlidir. Her öğrenme faaliyeti diğerleriyle ilişkili olduğu için öğretmeye ön¬ce çocuğun bildiği şeylerden başlamalıyız. Konuları birbiriyle ilişki içerisinde ele alarak başlamak, kalıcı öğrenmeyi oluştu¬rur.Bu yolla çocuk, eski bildikleriyle yeni öğrendikleri ara¬sında bağlantı kurmayı öğrenir. Böylece öğrenme daha anlamlı bir hale gelir ve daha kalıcı olur.
DUYULAR YOLU ILE ÖĞRENME
Herhangi bir sözlü açıklama yoluyla öğrenme oldukça yük¬sek düzeyde ve güç bir beceridir. Bazı insanlar bunu oldukça zor kazanırlar. Öğrenme Biçimleri Teorisi, insanların tercih ettikleri farklı öğrenme tarzlarından söz etmektedir. Bazıları görerek da¬ha iyi öğrenirken, bazıları işiterek, bazıları da dokunarak, hisse¬derek ve elleyerek öğrenir. Küçük çocuklar ise öğrenme süreci¬ne bütün duyularını katarak öğrenirler. Bu nedenle yalnız sözle verilen bir talimat çocuklar için her zaman öğrenmeyi kolaylaş¬tıran bir yöntem değildir. Çocuk çevresindeki yetişkinlerin tu¬tum ve davranışlarını, olaylar karşısındaki tepkilerini izler ve kendi davranışlarını da bunlara göre oluşturur. Bu nedenle ço¬cukla birlikte olan anne baba ve tüm yetişkinlerin sözleri ile davranışları arasında pekiştirici bir ilişkinin bulunması çok önemlidir. Yaygın bir deyişle söylemek istersek, çocuk yetiştir¬mekte sözü özü bir olmak çok önemlidir. Kelimeler çocuk için bazen pek anlamlı değildir, ama davranışları bir şekilde gözle¬yebilir. Eğitimde okul öncesi çocuğa kalıcı ve doğru davranışla¬rı kazandırabilmek ana ilke olduğuna göre, tutarlı yetişkinler ve tüm duyulara hitap eden bir eğitim yaklaşımı öğrenmeyi kolay ve kalıcı hale getirebilir.
KENDI KENDINE DÜŞÜNME VE ÖĞRENME KONUSUNDA DESTEKLEME
"Bebekler yardımla veya yardımsız olarak öğrenirler. Ancak cesaretlendirilir ve desteklenirlerse çok daha iyi öğrenebilirler. 21. yüzyılda yaşam boyu eğitim hepimiz için bir gereklilik ola¬cak. Bu nedenle ilk: eğitimin amacı, genç insanları olgun, bağım¬sız ve otonom öğrenmeye hazırlamaktır. Eğer bu özellikler, er¬ken çocuklukta geliştirilmezse giderek artan oranda ulaşılması güç hale gelirler. Çocuğun karşılaştığı problemlere çözümler üretebilmesi için sağlanacak fırsatlar,ona gelecekte de kendi problemlerine değişik çözümler üretebilmesi için yardımcı olur.Bunun yolu da çocuğun düşünmesine, soru sormasını,düşündüklerini ifade edebilmesini destekleyici ve rahatca cevaplar üretebileceği ortamlar yaratmaktır.
YETERLİ ZAMAN VE UYGUN MEKAN SAĞLAMA
Bu prensip bir yönüyle erken çocukluk eğitiminde gerekli desteği sağlayacak çevre ve araç-gereç katkısını ifade eder,diğer yönüyle ise haftada 9-10 saatlik kurum merkezli eğitimin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olmayacağını gösterir.”Araştırma sonuçları,düzenli yarım günlük bir eğitimin yeterli,daha azının yetersiz,daha çoğunun da gereksiz olduğunu göstermektedir.” Ama çocuğun rahatça hareket edebileceği,denemeler yapabileceği,ilgi alanlarını genişleten eğitime,yani zengin,iyi düzenlenmiş mekanlara ihtiyacı vardır.Bu da ona,evde sağlanacak özel bir oda veya hiç değilse rahatça hareket edip oynayacağı ve hatta dağıtabileceği bir bölüm ayırmayı gerektirir.Okul ise her çocuğun çalışabileceği ve keşfedebileceği malzeme ile donatılmış,rahatça hareket edebileceği,güvenli bir fiziki mekan demektir.Çocuğun,ilgi duyduğu konuyu derinliğine öğrenebilecek kadar zamanının olması önemlidir.Bunun için de anne baba ve öğretmenlerin çocuğun faaliyetlerine gereksiz müdahalelerden kaçınmaları gerekir.Ama zaman zaman yeni öğrenmeler için de uygun değişikliklerin yapılmasına ihtiyaç vardır.
KENDİ KENDİNİ DİSİPLENDİRME
Demokratik bir toplumun temel gereklerinden biride içten denetimli insanlar yetiştirmektir.Bunun içinde çocuğun çok erken seçim yapabilmesi ve yaptığı seçimin sonucuna katlanması gerekir.Kuşkusuz çocuğun küçük olduğu oranda,bu seçimin ona veya çevresine vereceği zararları önlemek açısından yetişkin desteğine, rehberliğine ve güven verici yakınlığına ihtiyaç vardır.Çocuğa yapabilecekleri konusunda çok erkenden sağlanacak fırsatlar ve taşıyabileceği kadar sorumluluk verilmesi,onun iç disiplini kazanmasındaki ilk adımlardır.
OYUN VE İYİ DÜZENLENMİŞ BİR OYUN ORTAMI
Açıkça bilinmektedir ki,oyun oynama ve konuşma fırsatından mahrum olan çocuklar yeteri kadar gelişemezler.Oyun çocuğun işidir.Soru sorma ise sağlıklı gelişmenin en iyi göstergesidir.Çocuklar oynama ve konuşma konusunda cesaretlendirilmezlerse,erken yaştaki öğrenmeler engellenmezse bile gecikebilir.Oyun çocuk için hem bir eğlence,hem de ciddi bir uğraştır.Oyunda bir hareket vardır,karşılıklı konuşma vardır, hatta çatışma vardır.Bunlar yoksa oyunun eğitici değerinden söz edilemez.Bütün bunları bir arada yaşaması da çocuk için gerçek anlamda bir eğitimdir.Çocuk oyunda hareket eder,duygu ve düşüncelerini, memnuniyetini veya rahatsızlıklarını dile getirir.Oyuna katılan diğer çocuklar ve yetişkinlerle yaptığı işbirliği ve kurduğu iletişim,onun dünya ve insanlar hakkındaki bilgilerine kaynak oluşturur.
Okul öncesi dönemdeki çocuğun en önemli faaliyeti oyundur.Bu açıdan ona,rahatça ve güvenli bir şekilde, hareket edebileceği,uygun ve zengin bir oyun ortamı hazırlamak önemlidir. Bu ortamda çocuk diğer çocuklarla birlikte olabildiği kadar zaman zaman yetişkinle,zaman zaman da kendi başına oynayabilmelidir.Oyun sırasında çocuk,gelişimini her yönü ile ilgili yaşantılar kazanır.Örneğin,oyun gereçleri ile oynarken zihinsel gelişmesine ilişkin deneyimler yaşayan çocuk,aynı oyuncağı arkadaşıyla paylaştığında hem zihinsel-dilsel,hem sosyal,hem de çok kere duygusal deneyimler yaşar.Bazen grubun koyduğu kurallara uymakta güçlük çektiği için oyun dışı bırakılmanın üzüntüsünü yaşarken,bazen de grubun lideri olmanın hazzını duyar.
Bazen bazı hareketlerde hem kendisinin hem de bazı yaşıtlarının diğerleri kadar iyi olmadığını fark eder. Sevdiği ve sevmediği çocuklarla olan oyun tecrübeleri ona çeşitli sevinçler veya kırıklıklar yaşatabilir. Bütün bunlar ona davranışlarını düzenlemek için pek çok temel yaşantı kazandırır. Ancak önemli olan, çocu¬ğun temel yaşam deneyimlerini kazanırken kendisini çok fazla baskı altında veya sınırlandırılmış olarak hissetmemesidir. Ama bu rahat ortamda aynı zamanda tehlikelerden, kendirıe ve çevre¬sine zarar verebilecek etkenlerden korunması da son derece önemlidir. Bu da, yetişkinirı ona sağlayacağı özgür, güvenli ve iyi düzenlenmiş ortamla gerçekleştirilebilir. çocuğun hareketle¬ri yetişkinin talimatı ile değil, eşya ve çevrenin doğal engeli ile sınırlandırılmalıdır.
DIĞER INSANLARLA ETKILEŞIM
Çocuğun diğer çocuklarla ve çevresindeki yetişkirılerle kur¬duğu ilişkiler onun gelişiminde son derece etkilidir. çocuğu sos¬yal çevresiyle de bir bütün halinde görmek gerekir. Öğrenme için konuların ilişkilendirilmesi ne kadar önemli ise, çocuğun değer verdiği insanlara saygılı ve onlarla uyum içinde olacağı bir eğitim yaklaşımı da son derece önemlidir.Birçok çocuk ba¬şarılı olmak için üç farklı konuda güven ihtiyacı duyar; ilişkisel, içeriksel ve kavramsal.Hepimiz rahat olduğumuz insanlarla bir¬likte olmayı, güvenli bir öğrenme ortamını, nasıl öğretileceğini, bizim mevcut algısal çerçevemize ne ölçüde uygun olduğunu anlamak isteriz. Bu son nitelik, alan-bağımlı (field dependent) olarak adlandırılır. Alan-bağımlı olmak, parçalar üzerinde çalış¬madan bütünü görebilmek ve öğretilen şeyle kişisel ilişki kura¬bilmektir. Alandan-bağımsız (field independent) öğrenme ol¬dukça enderdir, ama eğer gelişiyorsa bu da birçok insanda çok geç olur. Fakat ne yazık ki, geleneksel eğitimde alandan bağım¬sız öğrenme çoğunlukla doğal ve normal gösterilmektedir.
ÇOCUĞUN EĞITIMI,ÇEVRE VE BILGININ ETKILEŞIMIDIR
Okul öncesi eğitim,aile-okul-toplum üçgeni içinde gerçekleştirilen bir eğitimdir.Bu dönemin eğitiminden temelde aile sorumludur.Bu nedenle ailenin çocuk yetiştirme tutumları ve disiplin anlayışı okul öncesi dönemin eğitiminde son derece önemlidir.Bu dönemdeki eğitim,okuldaki eğitim programından,öğretmen tutumlarından ve çevre düzenlemesinden de etkilenir.Bu dönemde toplum,özellikle kitle iletişim araçları yolu ile çok erkenden çocuğun yaşamına girerek onu az veya çok olumlu ya da olumsuz etki altında bırakır.Öyleyse sağlıklı bir birey yetiştirmede aile, okul ve toplumdan gelen tüm etkilerin birbiri ile uyumlu ve tutarlı olmasının ön koşullarının yaratılması olmazsa olmaz ilkelerden biridir.
Çocuğu tanıyarak,onun ihtiyaçlarına duyarlı, tutarlı bir yetişkin davranışı, zengin uyaranlarla dolu bir ev ve okul ortamı, sağlıklı ilişkiler kurabileceği çocuk ve yetişkinlerden oluşan uyumlu bir dünya, çocuğun sağlıklı bir birey olarak yetişmesinde önemli etkendir. Ülkemizde okul öncesi eğitim kurumlarından yararlanabilen çocuk oranının %10’a bile ulaşmadığı gözönünde bulundurulacak olursa, ailenin eğitim anlayışının önemi çok daha iyi anlaşılabilir.Bu nedenle bu dönemdeki eğitimin nasıl olması gerektiği konusundaki temel ilkelerin okul öncesi eğitimciler kadar aileler, toplumda çocukla ilgili herkes tarafından da bilinmesi gerekir.
KAYNAKLAR;
1) www.anasinifi.com
2) Oktay,Ayla;(1999).Yaşamın Sihirli Yılları:Okul Öncesi Dönem, Epsilon Y., İstanbul.
3) Yavuzer, H.(1997) Çocuğunuzun ilk altı yılı.İstanbul:Remzi Kitapevi
- 13/05/2010 00:11 - Çocuklarda Öz Saygıyı Geliştirmek
- 13/05/2010 00:10 - Yıl Sonu Gelişim Raporu
- 13/05/2010 00:07 - Okul Öncesi Evrakları
- 21/04/2010 21:17 - Okul Öncesinde Matematik Eğitimi - Oyun
- 21/04/2010 21:06 - Yılbaşı İle İlgili Boyama Çalışmaları
- 04/04/2010 19:55 - 0-6 Yaş Gelişimi ve Eğitimi
- 04/04/2010 19:53 - Diş Bakımı Çocukluktan Başlar
- 04/04/2010 19:45 - Çocuk ve Kitap
- 04/04/2010 13:28 - Okul Öncesi Sunuları Eklenmiştir
- 04/04/2010 06:13 - 31 Adet Okul Öncesi Sunusu Sunu












